28 Eylül 2016 Çarşamba

MÜJDE! THY Euroleague Final-Four'u İstanbul'da!...







                   
thy euroleague final four 2017 ile ilgili görsel sonucu


           Avrupa basketbolunun Şampiyonlar Ligi olan Euroleague'in İstanbul'da düzenlenecek olması bizim için gerçekten harika bir haber oldu. 

          Basketbol bizim ana branşımız oldu. Çünkü hem erkeklerde hem bayanlarda çok başarılıyız. Hem kulüplerde hem de milli takımlarda... Mesela geçen sezon Galatasaray Odeabank erkek takımı, Eurocup'ı kazandı. Bu, Türk basketbolunun kulüpler bazındaki en büyük başarısıydı. Ayrıca Galatasaray Odeabank, bu başarısıyla THY Euroleague'ye direk katılma hakkı elde etti. Ayrıca, Kadın Basketbol Milli Takımımız da Olimpiyatlarda mücadele ederek bizi mutlu etti.

          Ve Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı... Fenerbahçe 2 senedir 'hakem skandalı' yaşıyor. Özellikle geçen sene Damir Javor, maçı Fenerbahçe'den aldı CSKA'ya verdi. Bu sene bir hakem skandalı yaşamayacağımızı düşünüyorum. Neden mi? Çünkü Final-Four evimizde düzenleniyor.

         Bu sene THY Euroleague'ye tam 4 takımla katılıyoruz. Fenerbahçe'yle, Anadolu Efes'le, Galatasaray Odeabank'la ve Daruşşafaka Doğuş'la... 

      Euroleague'in doğal favorileri vardır. CSKA, Barcelona, Real Madrid, Olympiakos ve Panathinaikos gibi... Bu takımlara Fenerbahçe de eklendi. Ancak bu sene diğer 3 takımımız da birer final-four adayı. Çünkü bu takımlarımız büyük yatırım yaptı. 

       Mesela Daçka, coach olarak David Blatt gibi dünyaca ünlü bir coachla anlaştı ve Daçka, iyi kadro kurdu. Galatasaray'ın arkasında büyük bir seyirci desteği var. Ergin Ataman faktörü ve Sinan Güler önderliğindeki 12 aslan var. Efes buraları iyi oynayan takım. Bu sene de iyi takviyeler yaptı. Fenerbahçe'nin en büyük avantajı ise kadrosunu ve Obradovic'i koruması oldu. Fenerbahçe, harika taraftar desteğiyle bu sene final-four un en büyük adayı ve bu sene İstanbul'da(Sinan Erdem'de) mutlu sona ulaşacağını düşünüyorum. Şampiyonluk adayım kesinlikle Fenerbahçe.

       THY Euroleague'ye katılacak 4 takımımıza da başarılar diliyorum. 

           

          




            

İzmir Challenger Cup





izmir challenger cup ile ilgili görsel sonucu
                                                   
     
           Challenger Cup, erkekler tenisinde; Grand Slam, Davis Cup, ATP Tour'dan sonra gelen tenis organizasyonudur. Bu tip turnuvalara genellikle ATP sıralamasının altındaki sporcular katılır.

           Geçen hafta bu turnuvalardan biri de İzmir'de düzenlendi.İzmir, spora çok önem veren bir şehrimiz olmasına rağmen, futbolda Süper Ligte takımı olmamasından dolayı hep eleştirilir.

           Bu turnuvada özellikle Marsel İlhan'dan çok beklenti vardı. Ancak Marsel, buna cevap verecek miydi bu büyük bir soru işaretiydi. Çünkü Marsel, katıldığı turnuvalarda hep ilk turlarda elendi ve ATP sıralamasında 200'lü sıralara kadar düştü.Bu, onun için korkunç bir durumdu çünkü Marsel, 2011 yılında 87. sıraya kadar yükselmişti. Bu turnuva o için bir milat niteliği taşıyacak mı?

          Marsel'in ilk rakibi turdaki rakibi 1 hafta önce İstanbul'da yenildiği İsviçreli Marco Chiudinelli'ydi. Marsel bu maçtan galip ayrıldı ve özgüveni arttı. Sonraki turda sırasıyla Rus ve Rumen rakiplerini yenerek yarı finale kadar yükseldi. Yarın finalde Marsel, Bosna Hersekli Mirza Basic'i final seti tie-breake giden maçı kazanarak finale yükselmeyi başardı. Marsel'in finaldeki rakibi, hiç beklenmeye bir oyuncuydu. Cem İlkel'di... Cem, özellikle yari finalde turnuvanın 1 numaralı seribaşı oyuncusu, ATP'nin 100 numaralı oyuncusu Lukas Lacko'yu yenerek herkesi şaşırttı. Finalde ise bizim açımızda sürpriz olmadı. Marsel Cem'i yendi.

        Aslında bu finalde kaybetti. Marsel, 4 yıl aradan sonra 4. Challenger Cup turnuvasını kazanarak özgüven kazandı. Cem ise böyle bir turnuvada final oynayabileceğini 'öğrenerek' bir tecrübe kazandı. Cem'in kazanarak tecrübe kazanması, onun için çok önemliydi.

        Bütün sporlarda en önemli anahtar kelime 'istikrardır'. Özellikle tenis gibi bireysel sporlarda istikrar çok önemlidir. Umarım Marsel, bu turnuvanın ardından kendine gelir. Cem ise öğrenmeye ve gelişmeye devam eder. 

     Son olarak tebrikler Marsel&Cem...

Spor Toto Süper Ligte İlk 5 Haftanın Ardından...

spor toto süper lig ile ilgili görsel sonucu
              







  Spor Toto Süper Lig çok güzel başladı. Çok güzel maçlar oynandı, çok güzel goller atıldı, sürprizler yapıldı, hayalkırıklıkları yaşandı v.s. Maddeler halinde inceleyelim...

En Güzel Maç: Beşiktaş-Galatasaray maçı ligin ilk 5 haftasının en güzel maçıydı. Çünkü futbola dair her şey vardı ve 5 yıl aradan sonra deplasman yasağının kalktığı ilk maç olarak tarihe geçti.

En İyi Hakem: Ali Palabıyık, genç bir hakemimiz olmasına rağmen Beşiktaş-Galatasaray derbisini gerçekten çok güzel bir şekilde kaldırdı.

En İyi Takım: Başakşehir&Osmanlıspor ilk 5 haftada çok formda gözüktü. Başakşehir ligte, Osmanlıspor ise Avrupa'da şaşırtıcı sonuçlar aldı. Bakalım ikinci bir Bursaspor olabilecek mi? Hep birlikte izleyip göreceğiz.

En İyi Teknik Direktör: Abdullah Avcı&Mustafa Reşit Akçay üstteki iki takımın teknik direktörü olarak, şu ana kadar iyi iş çıkarttılar.

Hayalkırıklığı: Fenerbahçe&Trabzonspor ilk 5 maçta bekleneni vermedi.

En Cesur Takım: Bursaspor, son iki haftada 10 kişi kalmasına rağmen Kayserispor ve Kasımpaşa maçında galibiyet gollerini buldu. Ayrıca Kadıköy'de Fenerbahçe gibi bir takımı yendi.

En Güzel Gol: Eren Derdiyok'un Rizespor'a gol tartışmasız ilk 5 haftanın golüydü.

Ligin Rengi: Alanyaspor ilk 5 haftada oynadığı pozitif futbolla rengi oldu.

En İyi Taraftar: Beşiktaş&Konyaspor

En İyi Kaleci: Volkan Babacan&Harun Tekin

En İyi Transfer: Eren Derdiyok&Tolga Ciğerci

En Kötü Transfer: İsmail Köybaşı

En Klas Oyuncu: Batalla

24 Eylül 2016 Cumartesi

İlklerin Derbisi

                                                      
beşiktaş galatasaray ile ilgili görsel sonucu
Türk futbolunun iki büyük takımı olan Beşiktaş ve Galatasaray arasında oynanacak maç, bizlere şu soruları yöneltiyor:
1-5 yıl aradan sonra kalkan deplasman yasağı, iki takım taraftarı arasında bir gerilime neden olacak mı?

2-Türk hakemlerinin bu kadar eleştirildiği bir dönemde, tek formda hakemimiz olarak gösterilen Ali Palabıyık, ilk derbisini kaldırabilecek mi?

3-Vodafone Arena’daki ilk derbisine çıkacak olan Beşiktaş’ın çoşkusu takımı ne yönde etkileyecek?

4-Beşiktaş maça hangi kadroyla çıkacak?

5-Galatasaray maça beraberlik için mi çıkacak?

6-Galatasaray ortasahası iyi işleyecek mi?

7-Eren Derdiyok topla ne kadar buluşacak?

5 yıl aradan sonra kalkan derbilerdeki deplasman yasağı, çok yerinde ve çok zamanında kalktı. 15 temmuzdan sonra oluşan birlik beraberlik tablosu, futbol camialarını da birleştirdi. Taraftarlar birlik beraberlik mesajı verdi. Bu harika bir durum.

Gelelim maça… Öncelikle bu maç; iki şampiyonluk adayının, iki göze hoş futbol sergilemeye çalışan takımların olacak. Her iki tarafında kendilerine göre avantajları ve dezavantajları var. Her iki takımın da ortak bir avantajı var: ‘Her iki takım taraftarının da olacak olması’

Aslında Beşiktaş’ın en büyük avantajı ‘psikolojik’.  Çünkü son zamanlarda derbilerde ev sahipleri kaybetmiyor. Yeni stadındaki ilk derbiye çıkması Beşiktaş için hem avantaj hem de dezavantaj olabilir.Avantaj, çünkü maçta gerçekten Beşiktaş için harika bir atmosfer olacak. Bu yüzden Beşiktaş çoşkulu oynayacaktır. Dezavantaj, çünkü Beşiktaş ya ilk golü yerse! Böyle bir durumda Beşiktaş, yediği golü çıkartamayabilir çünkü böyle bir durumda karşısında özgüveni çok yüksek bir Galatasaray çıkacaktır. Diğer noktada Beşiktaş’ın haftaiçi Dinamo Kiev maçının olması. Derbi atmosferinde takımın bu maçı düşüneceğini sanmıyorum ancak yine de akıllarında olabilir. Beşiktaş için en önemli nokta, Şenol Güneş’in kadro tercihi olacak. Şenol Güneş’in kafasında 3 yerle ilgili soru var. Kale, ofansif ortasaha ve forvet. Ama bence Şenol Güneş kalede her şeye rağmen Tolga Zengin’i oynatacak. Beşiktaş taraftarının önyargısına rağmen Tolga’yı kazanmak isteyecektir. Ofansif ortasahada da Şenol Güneş, formda Talisca’yı oynatacaktır. Çünkü Beşiktaş’ın bu maçta klas bir oyuncuya çok ihtiyacı var. Forvette ise Şenol Güneş, Aboubakar’ı oynatacaktır. Çünkü Şenol Güneş, Cenk Tosun’u hamle oyuncusu olarak oynatmak isteyebilir

Gelelim Galatasaray’a… Galatasaray için önemli olan maça hangi mantaliteyle çıkacağı. Galatasaray gibi bir takım, Türkiye’de oynayacağı her maça galibiyet için çıkar ancak Galatasaray, maçtan önce kendilerine beraberlik teklif edilse bunu kabul eder. Çünkü bu maça Beşiktaş, daha avantajlı çıkacak. Galatasaray’ın avantajı var mı tabiki var. Bu biraz Beşiktaş’a bağlı. Çünkü Beşiktaş’ın üzerinde büyük bir baskı olacak. Galatasaray erken gol yemezse bu, Beşiktaş için baskı, Galatasaray için de özgüven oluşturacaktır. Sneijder gibi bir oyuncunun olması da Galatasaray için büyük bir avantaj. Çünkü Sneijder; saha içinde bu maçları en iyi oyuncu olarak göze çarpıyor. Eren Derdiyok ta Galatasaray’daki en formda oyuncu olarak göze çarpıyor. Hele o rövaşatadan sonra! Galatasaray için önemli olan ona top atmak. Eren bu maçta Bruma’yla birlikte Galatasaraylı taraftarların en çok beklentisi olacağı oyuncu olacak. Sneijder’ı saymıyorum çünkü o, bu maçların adamı! Galatasaray için en önemli handikap atmosfer. Beşiktaş taraftarı bu maça etki etmek isteyecektir bu da Galatasaray’ı olumsuz olarak etkileyebilir.

Allah maçın hakemi Ali Palabıyık’a hakem şansı versin. Bu maçta hakemden çok güzel oyun konuşulsun.

Son olarak bu maçın bol gollü geçeceğini düşünüyorum.Çünkü her iki takımda futbol oynamayı seviyor. Maçtan önce Beşiktaş 1 adım önde gözüküyor. Skor tahminim 3-2 Beşiktaş galibiyeti yönünde. 

Herkese iyi seyirler…


18 Eylül 2016 Pazar

Kiralık Katil Talisca

                                       talisca ile ilgili görsel sonucu

7 yıl aradan sonra Avrupa’nın kulüpler bazındaki 1 numaralı turnuvasına katılacak olan Beşiktaş için kura çekiminde her şey yolunda gitmişti. Gruptaki rakipleri Benfica, Napoli ve Dinamo Kiev’di.
İlk maç Portekiz’de “kartaldaş” Benfica’ya karşıydı. Maçtan önce Benfica, ekibimize jest yaparak maçtan önce statta 2 kartal uçurdu.

Beşiktaş’ın kadrosunda Benfica’ya hiç yabancı olmayan oyuncular vardı. Benfica’dan kiralık alınan Talisca, Porto ve Sporting Lizbon formalarıyla Benfica’ya karşı defalarca oynayan Quaresma ve Porto formasıyla Benfica’ya karşı mücadele eden Aboubakar…

Maçın ilk dakikaları adeta bir boks maçını andırıyordu. İki takım da birbirini deniyordu. Maçtaki ilk ciddi atakta, Beşiktaş defansının arasına atılan topta Salvio’nun şutunda Tolga’dan dönen topu iyi tamamlayan Cervi’nin golüyle Benfica 1-0 öne geçti
Şunu belirtmek isterim ki; bizim takımlarımız Avrupa’da hem kulüpler bazında hem de milli takımlar bazında çoğunlukla 2 şekilde gol yiyor:
1-Defansın arasında atılan topa kaçan oyuncuları tutamamaktan dolayı,
2-Duran top savunmasının iyi yapılamamasından dolayı.

Aslında maçın ilk yarının geri kalanı biraz sıkıcı geçti. Bunun nedeni de; Benfica’nın skoru korumak istemesi, Beşiktaş’ın da 2. golü yiyip moralman çökmek istememesiydi.
İkinci yarıda ise bambaşka bir Beşiktaş vardı. Beşiktaş ikinci yarıya ‘inanmış’ bir şekilde başladı. Şenol Güneş’in de yaptığı oyuncu değişikliklerinin etkisiyle Beşiktaş akın akın Benfica kalesine gitmeye çalıştı. Bunun sonucunda Beşiktaş, Talisca’nın uzaktan şutlarıyla, Aboubakar’ın ve oyuna sonradan giren Cenk’in ceza sahası içinde yakaladığı pozisyonlarıyla etkili oldu. Ancak maçın kırılma noktası, Quaresma’nın ‘yüksek özgüveninden’ kaynaklanan hatada Tolga’nın karşı karşıya Guedes’in vuruşunu çıkarması oldu.

Açıkçası Beşiktaş maçtan puansız ayrılsa yazık olacaktı. Neyse ki ortaya çıkan, Benfica defansının ‘amatörce’ hatasından doğan serbest vuruşu harika bir şekilde değerlendiren Talisca oldu. Hem de ne dakikada! Bu gol, resmen basketteki son saniye üçlüğü etkisi yarattı. Benficalı taraftarlara sorulsa herhalde “Talisca’dan ve Quaresma’dan gol yemeyelim” derlerdi.

Bu sonuç onlar için büyük yıkım olurken bizim için büyük bir sevinç etkisi yarattı.

Beşiktaş’ın bir sonraki maçı, Vodafone Arena’da Dinamo Kiev’e karşı olacak. Ukrayna takımlarına karşı şansımızın pek tutmamasına rağmen, Beşiktaş’ın bu maçtan 3 puanla ayrılacağını düşünüyorum. Hele ki arkasında bu büyük seyirci varken…


Yolun açık olsun Beşiktaş…

Amerika Açık'ın Ardından



 
                                     us open logo ile ilgili görsel sonucu

Teniste olimpiyatların bitiminden henüz 2 hafta geçmesine rağmen Amerika Açık’ın başlıyor olması sporcular için yorucu, biz tenisseverler içinse heyecan vericiydi. Herkesin aklında şu sorular vardı:
1-Novak Djokovic Rio’daki hayal kırıklığını üzerinden attı mı?
2-Andy Murray 2 hafta içinde 2 büyük turnuvayı kazanabilecek mi?
3-Form durumu ne olursa olsun turnuvalardaki doğal favorilerden biri olan Rafael Nadal ne yapacak?
4-Serena Williams kendi evinde şampiyon olup, Steffi Graf’la paylaştığı açık dönemde en fazla Grand Slam şampiyonu olan kadın tenisçisi ünvanını tek başına eline geçirebilecek mi?
5-Rio’daki sürpriz şampiyon Monica Puig ne yapacak?
6-Bu senenin en formda kadın tenisçisi Angelique Kerber 2. Grand Slam şampiyonluğuna ulaşabilecek mi?
7-Sürpriz bir şampiyon çıkacak mı?

Erkeklerde ana tabloya baktığımızda büyük bir eksiklik göze çarpıyordu. Erkekler tenisinin maestrosu, ekselansları Roger Federer yoktu. İlk turda favoriler sürprize izin vermezken, ilk büyük sürprizler genç tenisçiler David Goffin’le Bernard Tomic’in elenmesiyle gerçekleşti .Ayrıca Fransızların tecrübeli tek-el backhandçisi Richard Gasquet’in de ilk turda elenmesi ilk turdaki sürprizler arasında gösterilebilir. İkinci turda ise turnuvada final oynaması beklenen oyuncularından biri olan Milos Raonic’in ev sahibi tenisçi Ryan Harrison’a yenilmesi herkesi şaşırttı. 3.turda ise birçok sürpriz yaşandı. Amerika’nın 1 numarası dev servisçi John Isner’ın Kyle Edmund’a kaybetmesi, 2014’ün Amerika Açık şampiyonu Marin Cilic’in ev sahibi tenisçi Jack Sock’a kaybetmesi, Avustralya’nın genç yeteneği Nick Kyrgios’un sakatlanarak Ilya Marchenko maçını yarım bırakması bu turdaki sürprizler arasında gösterilebilir. Ayrıca Stan Wawrinka Daniel Evans maçını maç puanı çevirerek kazanması da bu turdaki hatta turnuvadaki en kritik olay oldu. Ve 4.tur….Bu turdaki Rafael Nadal-Lucas Pouille maçı turnuvanın maçı oldu ve bu maçı sürpriz bir şekilde kazanan Lucas Pouille oldu. Pouille, Nadal maçında hayatının maçını oynadı. Çeyrek finaldeki en dikkat çekici eşleşme Andy Murray ile Kei Nishikori arasındaydı. Andy Murray, rakibine karşı favori olmasına Kei Nishikori bu 5 setlik maraton maçı kazanarak yarı finale çıkmasını bildi. Yarı finalde ise karşımıza Novak Djokovic-Gael Monfils ve Stanislas Wawrinka-Kei Nishikori eşleşmeleri ortaya çıktı. İlk eşlemede Novak Djokovic, oynadığı 5 maçın 3’ünde rakiplerin maçtan çekilmesiyle yarı finale çıktı. Taraftarların en sevdiği oyuncuların başında gelen Gael Monfils ise set kaybetmeden yarı finale çıktı. Monfils bu maçta özellikle 3.setten itibaren iyi savaşmasına rağmen, Djokovic’in tecrübesine teslim olarak karşılaşmadan 3-1 mağlup ayrıldı. Djokovic, bu galibiyetle kariyerindeki 7. Amerika Açık finaline yükselmiş oldu. Diğer yarı finalde ise İsviçre’nin 1 numarası Stan Wawrinka, Kei Nishikori’yi 3-1 yenerek Djokovic’in rakibi oldu. Bu, Stan Wawrinka’nın oynayacağı ilk Amerika Açık finali olacaktı. Finalden önce her iki oyuncunun kendi göre avantajları vardı. Djokovic, bu sene içinde sadece 5 maç kaybetmişti. Wawrinka ise oynadığı son 10 finali de kazanmıştı. Final gerçekten final gibi oldu ve bu sinir harbi içinde geçen showdan galip gelen 6-7,6-4,7-5 ve 6-3le İsviçreli Stan Wawrinka oldu.

Kadınlarda ise gözler Serena Williams’ın üzerindeydi. Kadınlarda turnuvadaki ilk sürpriz ise Monica Puig’ten geldi. Rio’da altın madalyayı boynuna takan Puig, Amerika Açık’ta ilk turda Saisai Zheng’e elenmekten kurtulamadı.

Kadınlar tenisi, erkekler tenisine göre daha ilgi çekicidir çünkü güzel eşleşmeler ilk turlardan itibaren ortaya çıkar. Mesela; Carla Suarez Navarro-Jelena Jankovic eşleşmesi, Lucie Safarova-Simona Halep eşleşmesi, Caroline Wozniacki-Svetlana Kuznetsova eşleşmesi ve Andrea Petkovic-Belinda Bencic eşleşmesi buna örnek olarak gösterilebilir. Bu maçlardan Navarro, Halep, Wozniacki ve Bencic galibiyetle ayrıldı. Bu senenin Roland Garros şampiyonu 3 numaralı seribaşı Garbine Muguruza’nın 2.turda Anastasija Sevastova’ya elenmesi turnuvanın genel olarak en büyük sürprizi oldu.3. turda favoriler galip gelirken,4.turda ortaya güzel eşleşmeler çıktı.Bu eşleşmelerden en dikkat çekicisi,2.turda Çağla Büyükakçay’ı eleyen Petra Kvitova ile Angelique Kerber arasındaki eşleşmeydi.Kerber, rakibini 2 setle yenerek çeyrek finale yükselmeyi bildi.Bu turda Williamslardan abla Venüs’ün Karolina Pliskova’ya elenmesiyle Williamslar ilk fireyi verdi.Ayrıca kadınlar tenisinin istikrarlı oyuncularından Agnieszka Radwanska’nın Ana Konjuh’a elenmesi bu turun sürprizi oldu.Çeyrek finalin en dikkat çekici eşleşmesi,Serena Williams-Simona Halep arasındaydı.Serena Williams,rakibine karşı set kaybetmesine rağmen yarı finale çıkmasını bildi.Wozniacki,Kerber ve Pliskova da rakiplerini yenerek diğer yarı finalist oldu.Yarı final eşleşmeleri ise Serena Williams-Karolina Pliskova ile Angelique Kerber-Caroline Wozniacki şeklinde oluştu.İlk yarı final “dejavu”ya sahne oldu.Serena Williams,geçen sene kendi evinde yarı finalde Roberta Vinci’ye kaybetmişti.Bu sene de aynı şekilde bu sefer Karolina Pliskova’ya kaybederek hem Steffi Graf’ı geçemedi hem de sevenlerini bir kez daha hayalkırıklığına uğrattı.Diğer yarı finalde ise sürpriz olmadı ve Angelique Kerber finale yükseldi.Kerber bu galibiyetle dünya sıralamasında zirveye yükseldi.Final ise 4. Grand Slam finalinde 2.şampiyonluğunu arayan Dünya yeni 1 numarası Angelique Kerber ile ilk Grand Slam finalinde şampiyonluk arayan Karolina Pliskova arasında oynanacaktı.Final,gerçekten harika bir final oldu. Pliskova,Kerber’e maçta kolay lokma olmadığını gösterdi ancak Kerber maçı 6-3,4-6 ve 6-4lük setlerle kazanıp 2. Grand Slam şampiyonluğuna ulaştı ve dünya sıralamasında yükseldiği 1.liği taçlandırdı.

Son olarak Çağla Büyükakçay’ı tebrik ediyorum.Amerika Açık’ta tur atladı ve Petra Kvitova’ya karşı başa baş bir mücadele sergiledi.

Yolun açık olsun Çağla!

13 Eylül 2016 Salı

Yeni Umut Yeni Heyecan

                                             


beşiktaş logo ile ilgili görsel sonucu













şampiyonlar ligi logo ile ilgili görsel sonucu








           Şampiyonlar Ligi... İnsanların büyük çoğunluğuna göre dünyanın en büyük, en zorlu ve en çekişmeli futbol organizasyonudur.  Bu ünlü organizasyon Dünya Kupası'nın bile önüne geçmektedir çünkü Şampiyonlar Ligi her sene düzenlenirken Dünya Kupası dört yılda bir düzenlenir.  Dünya Kupası'nda oynayan çoğu oyuncular zaten Şampiyonlar Ligi'nde mücadele ediyor.

Şampiyonlar Ligi'nde yirmi iki farklı takım şampiyon olmuştur ve Real Madrid kazandığı on bir şampiyonlukla bu listenin başını çekmektedir. 

1955-1956 Sezonunda "Şampiyon Kulüpler Kupası" adıyla başlıyan bu turnuva 1992-1993 sezonundan itibaren günümüzdeki adıyla anılmaya başlandı. Yeni adıyla Şampiyonlar Ligi'nde 12 farklı takım şampiyon olmuştur. Real Madrid ve Barcelona Şampiyonlar Ligi'nde beş kez şampiyon olmuştur. İlk şampiyon, Milan'ı 1-0 yenen Marsilya oldu. Son şampiyon ise Atletico Madrid'i dramatik bir şekilde penaltı atışı sonuçları ile yenen Real Madrid oldu . Şampiyonlar Ligi'ni ilgi çekici kılan durumlardan biri ise herhangi bir takımın üst üste iki sene şampiyon olamamasıdır. Bakalım bu sene Real Madrid bunu başarabilecek mi? Bunu hep beraber izleyip göreceğiz. 

Peki ya bizim takımlarımız?  Şampiyonlar Ligi'ne gruplardan Galatasaray,  Fenerbahçe,  Beşiktaş, Bursaspor ve Trabzonspor katılmıştır.  Ne yazık ki bu organizasyon bize biraz yabancıdır.  Çünkü takımlarımız Aralık'tan sonrasını yani grup aşamasından sonrasını nadiren görmüşlerdir. Turnuvaya takımlarımız toplamda 27 kez katılmıştır: Galatasaray 14 kez katılarak bu turnuvaya en çok katılan takım olarak dikkat çekmektedir.  Şampiyonlar Ligi'nde ayrıca Galatasaray iki kez çeyrek final oynamıştır (Mircea Lucescu ve Fatih Terim yönetiminde).  Fenerbahçe ise Zico yönetimde çeyrek final oynamıştır. 

Peki neden "Yeni Umut Yeni Heyecan" ? 
Şampiyonlar Ligi'nin değişen statüsünde lig ikincimizin genelde UEFA puanının düşük olup,playoff turunda güçlü takımlarla karşılaşıp elenmesinden dolayı Şampiyonlar Ligi'ne tek takımla katılıyoruz.

Bu sene ülkemizi Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş temsil edecek. 6 yıl aradan sonra bu organizasyona katılan Beşiktaş'a Şampiyonlar Ligi'nin çok yakıştığını düşünüyorum. Çünkü yeni stat,başarıya aç bir teknik ekip, oyuncular ve tabiki taraftar. Artık insanlar Sergen Yalçın'ın 2 gol attığı Stamford Bridge'deki Chelsea zaferini veya İnönü'deki 3-0'lık Barcelona zaferini konuşmamalı. Bu;Beşiktaş taraftarı ve futbolseverler için geçmişe dair güzel bir anı olarak kalmalı.

Beşiktaş'ın grubunu incelediğimde,bana göre Beşiktaş'ın grubu Şampiyonlar Ligi'nin en dengeli grubu.Takımları tek tek değerlendirecek olursak,Benfica kadrosundaki en iyi en yaratıcı oyuncusu olan Nico Gaitan'ı Atletico Madrid'e vererek güç kaybedip yerine de oyuncu almamasına rağmen özellikle evinde çok tehlikeli bir takım olarak dikkat çekiyor.Futbol otoritelerinin çoğuna göre,Benfica'nın evi olan Estadio da Luz, Avrupa'nın en güzel ambiyansına sahip stadyumu olarak görülüyor. Özellikle her iç saha maçlarından önce uçurdukları "kartal"dan dolayı Beşiktaş'la benzerlik taşıyorlar.

Gruptaki bir diğer ekip olan Napoli, geçen sezon Serie A'da 36 gol atarak rekor kıran Higuain'i 94 milyon euroya Juventus'a satarak açıkçası güç kaybetti. Ancak Napoli,Higuain boşluğunu Ajax'ın genç Polonyalısı Arkadiusz Milik'le doldurmaya çalıştı. Bakalım Milik,Higuain'in boşluğunu doldurabilecek mi? Bence kısa vadede zor ama uzun vadede neden olmasın? Napoli,bana göre İtalya'nın en zor deplasmanı çünkü Napoli'nin taraftarı takımın 12. oyuncusu gibidir.

Gruptaki son takım olan Dinamo Kiev kadrosundaki Ukraynalı oyuncuların çokluğuyla dikkat çekiyor. Dinamo Kiev'in ezeli rakibi olan Shakhtar Donetsk'in tam 8 Brezilyalı oyuncusu  varken, Dinamo Kiev'de bu sayı sadece 2'dir. Dinamo Kiev kadrosunda Konoplyanka'yla birlikte son dönemde Ukrayna futboluna damgasını vuran Yarmolenko'yu bulunduruken, Beşiktaş'ın bu transfer döneminde kadrousna katmaya çalıştığı Vida da Dinamo Kiev forması giymektedir. Takımın hocası ise eski Fenerbahçeli Sergey Rebrov'dur.Ayrıca Dinamo Kiev,UEFA Avrupa Ligi seyirci rekorunu elinde bulunduruyor.

Grupla ilgili benim kişisel görüşüm şudur ki;eğer Beşiktaş gruptan çıkmak istiyorsa Vodafone Arena'nın da etkisiyle içerde alacağı maksimum 9 puanın en az 7'sini almak zorunda. Beşiktaş'ın deplasmanları zor olmasına rağmen,bu maçlardan en azından 3 puan çıkarmalı. 

Başarılar Beşiktaş...